Günümüz dijital reklamcılığı, markalar ve tüketiciler arasındaki etkileşimleri kökten dönüştürmektedir. Geleneksel kitle iletişiminin ötesine geçerek, büyük veri analizi, yapay zeka (YZ) ve davranışsal psikolojiyi entegre eden yeni bir yaklaşım olan "duygusal gıdıklama" kavramı bu çalışmada incelenmektedir. Duygusal gıdıklama, tüketicinin bilinçaltındaki anlık dürtüleri ve gizli arzularını hedef alarak, neredeyse içgüdüsel bir tepki yaratmayı amaçlar. Bu, geleneksel duygusal reklamlardan farklı olarak, anlık, mikro düzeyde ve çoğu zaman bilinçdışı bir etkiyi hedefler; adeta kişisel bir fısıltı gibi, tüketicinin o anki ruh haline veya mevcut bir ihtiyacına hassasça dokunur. Makale, bu stratejilerin temelini oluşturan mikro-hedefleme yetenekleri ve algoritmaların kritik rolünü ele almaktadır. Dijital ayak izlerinin metalaştırılması sayesinde algoritmalar, tüketicilerin demografik özelliklerinin ötesinde, anlık ruh halleri ve "gizli" arzuları hakkında eşi benzeri görülmemiş içgörüler sunar. Bu, reklamların belirli bir zamanda, belirli bir bireyin en hassas duygusal noktasına dokunabilmesini sağlar. Nöro-pazarlama ve davranışsal psikoloji alanlarındaki bulgular, bu stratejilerin bilimsel temelini güçlendirerek, görsel, işitsel ve metinsel gizli tetikleyicilerle beynin ödül mekanizmalarının nasıl harekete geçirildiğini açıklar. Kahneman'ın Sistem 1 düşüncesiyle uyumlu olarak, bu reklamlar mantıksal süzgeçten geçmeden doğrudan sezgisel ve dürtüsel tepkileri tetiklemeyi amaçlar. "Duygusal gıdıklama"nın tüketici davranışları üzerindeki etkileri, dürtüsel satın alma artışı ve marka etkileşiminin güçlenmesi gibi olumlu sonuçlar doğururken, aşırı kişiselleştirme, reklam yorgunluğu ve mahremiyet endişeleri gibi ciddi etik sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu durum, algoritmik şeffaflık ve tüketici veri haklarına ilişkin daha güçlü yasal düzenlemelerin önemini vurgular. Çalışma, gelecekteki araştırmalar için ampirik doğrulama, uzun vadeli psikolojik etkiler, etik çerçeveler ve tüketici direnci mekanizmaları gibi çeşitli yönelimler sunmaktadır. "Duygusal gıdıklama", dijital reklamcılığın geleceğini şekillendiren, insan ve makine etkileşimindeki yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.
duygusal gıdıklama dijital reklamcılık bilinçaltı pazarlama mikro-hedefleme
Today's digital advertising ecosystem is fundamentally transforming the nature of interaction between brands and consumers. Moving beyond traditional mass communication, this study examines the concept of "emotional tickling," an emerging approach integrating big data analytics, artificial intelligence (AI), and behavioral psychology to target consumers' subconscious, instantaneous impulses. Unlike conventional emotional advertising, emotional tickling aims for an immediate, micro-level, and often unconscious response. It subtly touches upon the consumer's current mood or hidden need, much like a whispered suggestion from a friend, evoking an almost instinctive reaction. The article details the critical role of micro-targeting capabilities and algorithms that form the foundation of these "emotional tickling" strategies. Through the commodification of digital footprints, algorithms provide unprecedented insights into consumers' real-time emotional states and latent desires, extending beyond mere demographic data. This precision allows advertisements to pinpoint and engage with an individual's most sensitive emotional triggers at precise moments. Findings from neuro-marketing and behavioral psychology reinforce the scientific basis of these strategies, explaining how visual, auditory, and textual subliminal cues activate the brain's reward mechanisms. Consistent with Kahneman's System 1 thinking, these ads aim to elicit intuitive and impulsive responses without conscious logical processing. While "emotional tickling" strategies can lead to positive outcomes like increased impulse purchases and stronger brand engagement, they also raise significant ethical concerns, including over-personalization, ad fatigue, and privacy anxieties. This underscores the importance of greater algorithmic transparency and robust legal regulations concerning consumer data rights. The study suggests future research directions, such as empirical validation, long-term psychological impacts, ethical frameworks, cultural differences, and consumer resistance mechanisms. Ultimately, "emotional tickling" is viewed not just as a marketing trend, but as a pivotal development in human-machine interaction, shaping the future of digital advertising.
emotional tickling digital advertising subconscious marketing micro-targeting
| Birincil Dil | Türkçe |
|---|---|
| Konular | Bilim ve Teknoloji Sosyolojisi ve Sosyal Bilimler, İletişim Sosyolojisi |
| Bölüm | Derleme |
| Yazarlar | |
| Gönderilme Tarihi | 8 Haziran 2025 |
| Kabul Tarihi | 1 Ekim 2025 |
| Yayımlanma Tarihi | 31 Aralık 2025 |
| Yayımlandığı Sayı | Yıl 2025 Cilt: 9 Sayı: 2 |